Fiziksel Parametreler:

Bulanıklık :  Bulanıklık, suda bulunan asılı haldeki katı partiküllerden (süspansiyon) ileri gelir. Bu parti küller kum, çamur ve çöken tuzlardan meydana gelmiştir. Bu partiküllerin boyutları birbirinden çok farklı olabilir. Bazıları sadece mikroskopla görülebilirken bazıları gözle görülebilir büyüklükte olabilir.

Asılı haldeki çökelebilen katı partikülleri gidermek için filtrasyon gibi mekanik bir proses yeterlidir. Suda koloidal halde bulunan mikroskobik büyüklükteki partikülleri gidermek için ise filtrasyon işleminden önce partiküllerin birleşerek (pıhtılaşma) çökelmesini sağlayacak kimyasallar kullanılmalıdır.

Renk : Suya renk veren maddeleri iki genel gurupta toplamak mümkündür.

1.Organik maddeler :Yaşayan bitkisel varlıklar, çürümüş bitkiler, topraktaki organik maddeler.

2.İnorganik maddeler:Demir ve Mangan bileşikleri, tekstil, boya vb. sanayi atık suları.

Renk parametresi için gerçek renk ile görünen renk arasında bir ayrım yapılması gerekir. Görünen renk askıda veya erimiş halde (Fe ve Mn) atmosferle temas halinde çökelen maddelerden kaynaklanır. 

Gerçek renk (0.45µ membran ile filtrasyondan sonra ölçülür) çoğu zaman hümik asitler ve benzeri maddelerden kaynaklanır. Tüm organik maddelerin %90’ı bu türden bileşiklerden meydana gelmiştir. Bunların renk vermesinin nedeni moleküller yapıları ve yüksek molekül ağırlıklarıdır. Estetik açıdan ve sudaki ışık geçirgenliğini azaltması bakımından renk istenmeyen bir parametredir. Daha önemlisi ise suyun renginin içinde bulunabilecek kirletici maddelerin bir göstergesi olmasıdır. Renk genellikle pıhtılaştırma (koagülasyon), çökeltme ve filtrasyon yardımı ile giderilebilmektedir. Bu amaçla en çok kullanılan pıhtılaştırıcı madde Alüminyum Sülfattır (AI2 (SO4). 

3). Suda organik maddeler ve klordan kaynaklanan renk gideriminde kullanılan diğer bir proses ise aktif karbondur.

Koku :  İçilecek ve kullanılacak suların sağlık bakımından kokusuz olmaları gerekmektedir. Yeraltı sularında koku, çoğunlukla Sülfatın anaerobik ortamda Hidrojen Sülfüre (H2S) dönüşmesi veya suya organik maddelerin karışması sonucu ortaya çıkar.Yüzey sularında ise organik maddelerin çözülmesi veya sanayi atık suları ve kanalizasyon karışması, durgun veya yavaş akan sularda yosun oluşumu          gibi sebeplerle koku görülebilir. Sudan koku gideriminde aktif karbon prosesi ve havalandırma yaygın          olarak kullanılmaktadır.

Tad :  Suda tada sebep olan elementler; çürümüş bitkiler, organik maddeler, çözünmüş gazlar, fenolik bileşikler, çözünmüş tuzlar ve klor fazlasıdır. Tad suyun estetik değerini etkilediği gibi diğer kirletici parametrelerin ve anaerobik ortamların varlığının bir göstergesidir. Suda tad gidermede yaygın olarak kullanılan yöntem aktif karbon prosesidir.

Sıcaklık :  Su sıcaklığı doğal kaynaklı (mevsimsel değişiklikler) veya endüstriyel kaynaklı (soğutma suyu) olabilir. Endüstriyel amaçlı olarak kullanılan sularda sıcaklı tayini pek istenmese de içilecek          sularda oldukça önemlidir. İçme suyu sıcaklığı 5 – 10 ºC arasında olmalıdır. Sıcaklık biyolojik aktiviteyi ( mikroorganizma gelişim hızı) etkiler. Sıcaklık arttıkça suda oluşan reaksiyonların hızı artar, sudaki çözünmüş oksijen miktarı azalır. Katıların suda çökelme ve ayrışma hızları da sıcaklıkla değişim gösteren faktörlerdir.

Kimyasal Parametreler :

İletkenlik CND : İletkenlik suyun elektrik akımını iletme kapasitesi veya çözeltinin elektrik akımını geçirmeye karşı gösterdiği dirençtir.İletkenlik, sudaki çözünmüş maddelerin bir göstergesidir. Suda bulunan inorganik çözünmüş maddeler tarafından elektrik iletilir. Organik maddeler elektriği yeteri kadar iletmediğinden ölçümde dikkate alınmazlar. Doğal sularda çok seyreltik tuz çözeltileri olduğundan elektriği iletirler. Bulunması ihtimali olan tuzlar belli olduğu için elektriği iletkenliği bakımından cinslerinden çok miktarları önemlidir. İletkenliği yüksek olan sular büyük ölçüde korozif (metal yüzeylerinde aşınmaya sebebiyet verici) özellik gösterir. Arıtımı ters ozmoz veya deiyonizer (demineralizasyon) ile yapılır.

Çözünmüş Tuzlar (TDS)  : Tuzlar iyonize bileşiklerdir. Suda çözünmüş olarak bulunan başlıca        iyonlar; Karbonat (CO3), Bikarbonat (HCO3), Klorür (CI), Nitrat (NO3), Sülfat (SO4), Fosfat (PO4), Kalsiyum (Ca), Potasyum (K), Magnezyum (Mg),  Sodyum (Na) ve Demir (Fe) dir. Çözünmüş maddeler tat, sertlik, korozyon gibi suyun özelliklerine tesir eder ve kabuklanmaya neden olur.Tuzlar suyun içinde çözünmüş halde iken sıradan mekanik filtrasyon metotları ile sudan uzaklaştırılamazlar. Ancak bazı kimyasalların etkisi ile çöktürülerek çözülmez hale getirilerek veya bu konuda en yetkili yöntemler olan ters ozmoz (reverse osmosis) ve deiyonizasyon ile giderilebilirler.

Sertlik : Sularda bulunan 2 ve daha yüksek değerlikli metal iyonlarının konsantrasyonlarının toplamı sertlik olarak tanımlanır. Bu iyonlar arasında sertliği oluşturan en önemli elementler Kalsiyum (Ca++)          ve Magnezyum (Mg++) olup diğerleri ihmal edilebilecek düzeydedir. Sertliği ortaya çıkaran 2 önemli oluşum bulunur. Biri metal iyonlarının sabunlarla çözünmez tuzlar oluşturması sonucu sabunların köpürmemesidir. Diğeri ise sert suların özellikle sıcak olan yüzeylerde pH ve sıcaklığa bağlı olarak çözünmeyen tuzlar oluşturması sonucu kabuk oluşturmasıdır. Suyun lezzetini de önemli ölçüde etkileyen sertlik gidermede en etkin  yöntem ‘’İyon Değiştirme’’ İşlemiyle yumuşatmadır. Bu işlemde iyon değiştirici reçine negatif yüklü ise katyon adı verilen pozitif yüklenmiş iyonları çeker. Bu katyon değiştirici reçineye Katyonik Reçine denilmektedir. İyon değiştirici reçine pozitif yüklü ise  anyon adı verilen negatif yüklenmiş iyonları çeker. Bu tür anyon değiştirici reçineye Anyonik Reçine denilmektedir. İyon değiştirme suya sertlik veren Ca++ ve Mg++  iyonları katyonik bir reçineden geçirilerek sudan alınarak yerine Na+ iyonları verir. Suya verilen Na+ iyonları suya hiçbir şekilde sertlik veremez.

pH : Suyun hidrojen iyonları konsantrasyonunun bir ölçüsüdür. Ölçüm skalası 0  ile 14 arasında değişir. Nötr bir suyun pH değeri 7 dir. pH 7 nin altında iken su asidik, pH 7 nin üstünde iken su bazik özellik gösterir. pH,  suyun korozif veya çökelme eğiliminin bir göstergesi ve arıtma sistemlerinin tasarımında da önemli bir kriterdir. İçme suyunda istenen pH değeri 7.0 – 8.5 arasındadır. Suda istenen H suya asit veya baz eklemek sureti ile elde edilir.

Alkalinite : Alkalinite, suyun asidi nötralleştirme kapasitesinin göstergesidir. Suyun alkaliliğini özellikle kapsamındaki karbonat, bikarbonat ve hidrosil iyonları meydana getirir. İçme suyu borularının aşınmasında neden olan korozyonun kontrolünde ve pH ayarlama işlemlerinde alkaliliğin önemi büyüktür.

Asidite :  Asidite, suyun bazları nötralleştirme kapasitesi olarak tanımlanır. Doğal sularda asidite yi          oluşturan en önemli etken karbonik asittir (H2CO3). Bunun yanında az da olsa organik asitler asidite yi oluşturur. Asiditesi yüksek sular borularda ve metal yüzeylerde korozyona neden olurlar. Arıtma sistemlerinde pH ayarlaması da asidite parametresi kullanılarak yapılmaktadır.

Amonyak : Doğal sularda genellikle amonyum tuzu (NH4) halinde bulunur ki buna serbest veya tuz          halindeki amonyak denir. Sularda amonyağın bulunması kısmen sadece kimyasal ve fiziksel olaylar, kısmen de mikroorganizma faaliyetinin bir sonucudur. Kimyasal ve fiziksel olaylar sonucu ortaya çıkan amonyumun sağlığa zararı yoktur. Mikroorganizma faaliyeti sonucu ortaya çıktığı halde ise insan ve hayvan kökenli olabileceğinden kirlilik anlamı taşır. Arıtımı klorlama, iyon değiştirme ile olabilir.

Nitrit :  Nitrit suda mikrobiyolojik kirlenmenin bir göstergesi olması açısından önemlidir. İçme sularında          nitrit bulunması istenmez. Normal dezenfektanlarla oksidasyonu kolaydır fakat bunların oluşmasının nedenlerine dikkat edilmeli ve dezenfeksiyonuna özen gösterilmelidir.

Nitrat : Nitrat azotu suda oldukça kolay çözünür ve su için bir tehlike sinyalidir. Özellikle bebekler ve çocuklar için zararlı etkileri söz konusudur. Bazı bakterilerin nitratları indirgeyerek nitrite dönüştürmesi ve meydana gelen fazla miktardaki nitritin emilerek kandaki hemoglobini methemoglobine çevirmesi sonucu oksijen dokulara taşınamadığından bebek ölümleri ortaya çıkar. Dünya Sağlık Teşkilatı (WHO) ve TS 266’ya göre suda bulunabilecek maksimum nitrat konsantrasyonu içme suları için 45 mg/l, kaynak suları için 25 mg/l dir. Bebekler için ise bu değer maksimum 10 mg/l olarak kabul edilmiştir. Suda nitrat konsantrasyonunun artmasına neden olan en önemli etkenler tarımsal akışlar ve pis su atıklarıdır. Arıtımı deiyonizasyon ve ters ozmoz sistemleri ile yapılmaktadır.

Demir ve Manganez : İçme suyu olarak kullanılması düşünülen sularda demir ve manganez          muhteviyatları düşük olmalıdır. Demir bilhassa yeraltı sularında Fe++ olarak bulunur. Fe++  oksijenle temas ederse sarı – kırmızı bir bileşik olan demirhidroksit halinde çökelir. Bu sebeple suyun tadı ve rengi değişir. Suda bulunan demir, borularda demir bakterilerinin çoğalmasına ve boruların          tıkanmasına, kumaşlarda kırmızı lekeler oluşmasına ve hatta içme suyunda buruk metalik bir tadın ortaya çıkmasına neden olur.İki değerlikli manganez de demire benzer özellikler gösterir. Oksitlendiği zaman siyah bir çökelek halinde çökelir. Çökebilen demir ve manganez filtrasyon yöntemiyle giderilebilirken çökelmeyen demir ve manganezi gidermek için oksidasyon ve filtrasyon birlikte uygulanmalıdır.

Sülfat :  Sülfat doğal sularda rastlanan bir tuz bileşiğidir. Tabiattaki doğal kaynakları jips kaynaklarıdır.

Suda yüksek sülfat konsantrasyonu suya acı tat verir, dağıtma sistemlerindeki bilhassa düşük alkalinite olduğu zaman metallerin korozyonuna neden olur. Anaerobik şartlarda sülfat sülfüre dönüşerek koku problemine yol açar.Arıtımı iyon değiştirme reçineleri (deiyonizasyon) ve ters ozmoz          sistemleri ile yapılmaktadır.

Mikrobiyolojik Parametreler :

İnsan vücudu açısından yalnızca patojenik mikroorganizmalar önem taşır. Ancak hastalık etkenleri olan  mikroorganizmaların bakteriyolojik  muayeneleri zor olduğundan gösterge ‘’indikatör’’ organizmalar kullanılır.

Toplam Koliform : Koliformgurubu içindeki birkaç mikroorganizma tipi patojenlerin göstergesidir.          Koliformun analizinin kolay olması açısından global bir parametredir.Suyun içine kanalizasyon karışabileceğinin bir göstergesidir.

E. Koliform : E. Kolinin sularda bulunması zararlı organizmaların mevcudiyetinin bir işaretidir. Bu sebeple bir içme suyu kaynağı tahlil edildiğinde E. Koli bulunmuşsa bu kaynağın insan veya memeli hayvanlar tarafından kirletildiği anlaşılır.  

  

sena çevre sistemleri her zaman su arıtma sektmründe su arıtma parametrelerine dikkat etmektedir.

sena çevre sistemleri her zaman su arıtma sektmründe su arıtma parametrelerine dikkat etmektedir.

Yaşam İçin Su Ne Demektir?